ÇOK YÖNLÜ DIŞ POLİTİKA VE TÜRKİYE E-posta
Üye Değerlendirme: / 0
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpg

Günümüzde, küreselleşme ve onun beraberinde getirdiği kavramlar tüm dünyayı etkilemeye ve sistemi tek tipleştirme faaliyetlerini hızlandırmaya çalışıyorlar. Liberal değerler adeta kutsal emirler gibi telakki edilerek gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelere dikte ettiriliyor.

Peki, bunları yapan yani sistemi kendi istediği şekle dönüştürmeye çalışanlar kimler? Dünya gündemine baktığımızda, olayları incelediğimizde görüyoruz ki yeni sistemin başmühendisi ABD. Onun yardımcıları da AB, Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkeler. Bu ülkeler uyguladıkları aşırı liberal politikaları ve siyasal sistemlerini dünyanın diğer bölgelerine aktarmaya ve bu bölgeleri kendi sığ sularına çekmek istiyorlar. Bunu yapmalarının nedeni de askeri araçlarla kontrol edemedikleri dünyanın geri kalan kısımlarını siyasal ve ekonomik olarak sıkıştırarak ve kendi sistemlerini ihraç ederek denetim altına almak. Peki, bunda başarılı oluyorlar mı diye sorarsak da şüphesiz yanıtımız ‘evet’ olacaktır.

Küreselleşme dalgasının bu kadar etkili olup ulus devletleri, kimlikleri, dini inanışları bu kadar etkilemesi günümüz siyasal yaşamında büyük bir zemin kaymasına neden oldu. Devletler de siyasi sistemin yapı taşları olarak yeni gelişen ekonomik ve siyasi olaylardan birincil derecede etkilenmektedirler. Soğuk Savaş sırasında yaşanan 2 kutuplu dünya düzeninden tek kutuplu dünyaya geçişle birlikte küresel ölçekte birçok şey değişti. Devletlerin dış politika anlayışları da bu değişimden nasibini aldı. Soğuk Savaş sırasında bir devletin 3 temel dış politika seçeneği oluyordu. Ya, özgür dünya diye adlandırılan ve liberal değerlerin benimsendiği Batı Bloğu’nu seçecek, ya komünist bir idare oluşturup SSCB’nin yanında yer alacak, ya da her iki bloğa da mesafeli durup ‘tarafsız’ devletler yanında yer alacaktı.(Bu devletlere örnek olarak Soğuk Savaş sırasındaki Mısır, Hindistan, Yugoslavya gösterilebilir) Ancak, 1990’dan sonra her şey değişti. İdeolojik mücadeleyi zaferle noktalayan ABD önderliğindeki Batı Bloğu, kendi değerlerini, kültürünü, siyasal ve ekonomik sistemini tüm dünyaya oldukça rahat bir şekilde yaymaya ve diğer devletleri yavaş yavaş kıskaca almaya başladı. Üstelik, bu sefer Batı Bloğu’nu durduracak, dengeleyecek bir Blok ya da aktör de yer almıyordu sistemde.

Adına küreselleşme denilen yeni akım, diğer devletlerin karşı koymasına mahal vermeden onları kontrol altına almayı başarıyordu. Üstelik bunu yaparken, ulus devlet yapısına zarar veriyor, etnik ve dini ayrımları canlandırıyor ve mikromilliyetçi akımları tetikliyordu.

Yeni sisteme uyum sağlayamayan devletler birer birer güçsüz duruma düşmeye ve küreselleşmeye teslim olmaya başladılar. Halbuki dış politikalarında yapacakları köklü bir değişiklik onların bu kadar çaresiz duruma düşmelerine engel olabilirdi. Peki, neydi bu köklü değişiklik? Bu değişiklik çok yönlü dış politika izlemek ve devletler arasında dengeyi sağlamaktı. Dış politika yapılırken, hiçbir devlete büyük çapta bağımlı olmamayı gerektirecek ilkeler ortaya koyarak, maharetli dış politika yaratıcıları tarafından oluşturulan ‘ulusal dış politika’ ilkelerinin ülkelerine sıkı sıkıya bağlı, insanını ve devletini seven ve kendi ülkesini asla küçük görmeyen politikacılar tarafından uygulanmasıydı. ABD ile ilişkiler sürdürülürken, Çin ile temasa geçmek, daha sonra 3.Dünya Ülkeleri’ne yardımda bulunmak ve onların uluslararası meselelerde desteğini almak, hiçbir ülkeye ve bloğa asla bağlanmamak çok yönlü dış politikanın temel gereklilikleridir. Günümüzde bu politikayı en iyi uygulayan ülkeler 2 Asya devi; Çin ve Hindistan’dır.

Aslında, ülkemiz Türkiye de Atatürk Dönemi’nde çok yönlü dış politikanın en güzel örneklerini vermiştir. Atatürk, Avrupa ile ilişkileri tam bir eşitlik temeline oturturken ülkemizi çevreleyen Balkan ve Ortadoğu Ülkeleri ile de ilişkileri geliştirmeye çabalamış, Balkan Antantı ve Sadabat Paktı gibi anlaşmalarla dış politikada çok yönlü girişimlerde bulunmuş, 1938’e kadar da SSCB ile oldukça iyi bir komşuluk ilişkisi içerisinde olunmuştur.

Maalesef, Atatürk öldükten sonra Türkiye çok yönlü dış politika izleme mevhumundan iyice uzaklaşmış ve II.Dünya Savaşı sonrası ibre tamamen Batı’ya, Batı özelinde ABD’ye dönmüştür. Marshall Yardımı ile başlayan bu bağımlılık ilişkisi daha sonra daha da güçlenmiş ve oluşturulan Sovyet Korkusu ile birlikte ülkemiz insanları adeta bir cenderenin içerisine sokulmuştur.

Türkiye, Soğuk Savaş esnasında sürdürdüğü ABD’nin güdümündeki dış politikasını, Soğuk Savaş bittikten sonra değişime uğratmış ve ABD’nin yanına AB de iliştirilmiştir. Günümüzde ülkemiz işte bu 2 müttefik gücün gözetimi ve denetimi altında dış politika oluşturmaya çabalamaktadır. Halbuki, Türkiye dünyanın diğer bölgeleri ve ülkeleri ile de ilgilenmek zorundadır. Asya’da, Afrika’da, Latin Amerika’da birçok ülke ve buna bağlı olarak değerlendirilebilirse birçok fırsat bulunmaktadır. Sanırım artık kendi ulusal dış politikamızı oluşturup güdümlülükten kurtulma vaktimiz gelmiştir. Çünkü, bu pasif dış politikanın kaçınılmaz yan etkilerini iç politikada da net olarak görmeye başladık. AB Heyeti’nin Anayasa Mahkemesi’ni adeta tehdit etmesi ve ülkede artan ayrılıkçı istekler ve hareketler bunu gösteriyor.

Türkiye, son günlerde Afrika ve diğer küçük ülkelerle ilgilenmeye ve bu devletlere heyet gönderip, onlardan heyet kabul etmeye başladı. Bunun en büyük sebebi BM Güvenlik Konseyi’ne ‘geçici’ üye olmaya çalışan ülkemizin BM üyesi 3.Dünya Ülkeleri’nden destek talep etmesidir. Tabii ki bu devletlerle ilişki kurulması ve o ülkelerde Türkiye’nin adının duyurulması ülkemizin tanıtımının yapılması anlamında çok önemli. Ancak, daha bağımsız ve güçlü bir Türkiye için bu çabalar daha da arttırılmalı ve çok yönlü dış politika gündemin birinci sırasına oturtulmalıdır.

Göktürk TÜYSÜZOĞLU  

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün28
Haftalık269
Aylık2073
Toplam39587