Avrupa’nın
güneyinde, 58 milyonluk bir nüfusa sahip olan ve Avrupa ülkeleri içinde
Almanya’dan sonra ulusal birliğini en geç sağlayan ülke olarak bilinen İtalya,
bugünlerde bir kez daha gündeme oturmuş durumda. Sebep ise çoğu zaman olduğu
gibi gerçekleştirilen seçimler.
İtalya,
bir AB üyesi olmasına rağmen Avrupa’nın siyasal açıdan en kaotik ülkelerinden
biri. Biraz da Akdenizli genlerinin etkisinden olsa gerek bu ülkede siyaset
yapmak da siyasetçi olmak da çok zor. Bu ülke son 63 yılda tam 62 tane hükümet
gördü, bu nedenle halk her an seçim yapılacakmış gibi yaşamaya alışmış
durumdadır.
İtalya’nın
en ilginç özelliklerinden biri de siyasi yelpazenin hem sağında hem de solunda
çok sayıda büyüklü-küçüklü partinin bulunması. Adeta her aklına esen bir parti
kuruyor ve siyasal alanda bölünmelere neden oluyor. Kimilerine göre bu
demokrasinin iyi işlediğinin bir göstergesi olsa da, bu çeşit bir demokrasinin
günümüzde işlemeyeceğini görmek için kahin olmaya da gerek yok. Bu sistem,
İtalya’nın sürekli olarak çalkantılı bir siyasi ortam içinde kıvranmasına neden
oluyor.
İtalya’da
gerek işçi, işveren kesimi, gerekse de bürokrasi kesimi ülkenin bu çok
çalkantılı yapısına alışmış durumdadırlar. Yapılacak yatırımlar, alınacak
kararlar ve uygulanacak politikalar 3 ay sonra seçim olabileceği realitesi göz
önünde bulundurularak kararlaştırılır. İtalyan Siyasal Sistemi, seçimlerde 1
veya 2 partinin tek başına ya da birlikte çoğunluğu sağlamasına imkan vermediği
için, sağda ve solda yer alan büyüklü-küçüklü birçok parti bir liderin
gözetiminde birleşip, seçim ittifakı yaparlar. Bu ittifak sırasında, ittifaka
katılan partilerin isimleri, yapıları ve tüzel kişilikleri değişmez.
Oluşturulan ittifaka ortak değerleri yansıtan bir isim verilir ve partilerin
aldıkları oylar bu ittifakın oylarına dahil edilir. Gerek sağ partiler, gerekse
de sol partiler seçim dönemi geldiğinde hemen geniş tabanlı bir ittifak arayışı
içerisine girerler. İtalyan Seçim Yasası, bu ittifakların oluşturulmasına ve
seçimlerde yarışmasına izin vermektedir. Aslında, buna mecbur kalınmaktadır.
Eğer bu uygulama olmazsa İtalyan seçimleri asla sonuçlanamaz.
İtalya’da
geçtiğimiz Pazar düzenlenen Meclis ve Senato Seçimleri’nin nedeni, ülkeyi sol eğilimli
Zeytin Dalı İttifakı adı altında yöneten Başbakan Romano Prodi’nin Ocak atında
güvenoyu alamaması ve bunun üzerine seçim kararının alınmasıydı. Yapılan
seçimler sonucunda liderliğini Silvio Berlusconi’nin yaptığı Merkez Sağ İttifak
%47 civarında oy alarak seçimleri kazanmıştır. Merkez Sağ İttifakı’nın en
önemli bileşenleri de Berlusconi’nin Özgürlükçü Parti’si, Kuzey İtalya’nın
İtalya’nın geri kalanından ayrılmasını savunan, yabancı düşmanı, faşist
eğilimli Kuzey Birliği, Özerklik Hareketi ve Ulusal Birlik Partisi’dir. %38
oranında oy alarak seçimleri kaybeden Merkez Sol İttifak ise Walter Veltroni
liderliğinde hareket ediyordu. İttifakın en önemli üyeleri ise Demokrat Parti
ve Değerler İtalya’sı Partisi idi. Herhangi bir ittifaka dahil olmayan Hıristiyan
Demokratlar ve Merkez Demokratlar %5 civarında oy alırken, aşırı solcu
nitelikleri ile bilinen Gökkuşağı Solu %3 civarında oy almıştır. İtalyan Seçim
Sistemi marjinal partilerin iktidara gelmesini neredeyse imkansız kılmakla
birlikte, yeni oluşacak Sağ eğilimli Koalisyon Hükümeti’nin ayrılıkçı ve faşist
Kuzey Birliği ile neo-faşist özellikleri ile bilinen Gianfranco Fini’nin Ulusal
Birlik Partileri’ne oldukça bağımlı olacağı ortaya konmaktadır. İtalya’nın
gördüğü en ırkçı hükümetlerden biri olacağına dair genel bir öngörü Dünya
Medyası’na da hakim durumdadır. Silvio Berlusconi, hükümetin kurulmasının
ardından ilk işinin adalet, eğitim ve ekonomi konularında yeni önlemler almak
olacağını belirtti. Ancak, özellikle sol görüşlü uzmanlar yeni hükümetin neo-liberal
politikalara sıkı sıkıya sarılarak, sosyal devlet ilkesini çiğneyeceğinden
endişeliler.
Gelelim yeni
Başbakan Silvio Berlusconi’ye... Onun için çok şey söylenebilir. Bu popülist
yönleri ağır basan Kuzey İtalyalı lider, halkın bir kısmı tarafından çok
sevilirken simetrik biçimde geri kalan halk topluluğu da ondan nefret
etmektedir. Daha önce 2 defa Başbakanlık yapan Berlusconi, bu deneyimlerini
1994’te ve 2001-2006 arasında yaşadı. Özellikle 2001-2006 arasında tam 5 yıl
görevini sürdürmesi onun İtalya’nın en uzun süreli Başbakanı olmasını
sağlamıştı. 2006’da Prodi’ye karşı seçimleri kaybetmesini uzun süre
kabullenemeyen bu popülist lider bugün görevi tekrar üstlenecek olmanın
mutluluğu içerisindedir.
Berlusconi,
siyasetçi kimliğinin yanı sıra 12 milyar dolarlık şahsi serveti ile İtalya’nın
en zenginlerinden biri durumunda. Özellikle medya alanında yatırımları bulunan
Berlusconi’nin ülkenin en büyük 3 özel TV’sinin, en büyük gazetesinin ve en
büyük yayınevinin sahibi olduğunu da belirtelim. Silvio Berlusconi, aynı
zamanda futbol aşığı olarak da biliniyor. İtalya’nın uluslararası alandaki en
başarılı takımı AC Milan’ın sahibi de Berlusconi’den başkası değil. Hatta,
şimdi Özgürlükçü Parti olan partisinin ismi daha önce AC Milanlı taraftarların
tezahüratlarından esinlenilerek oluşturulmuş Forza Italia idi.
Silvio
Berlusconi; çapkınlıkları, gittikçe koyulaşan ten rengi, estetik ameliyatları
ve hakkında açılan yolsuzluk davalarıyla da tanınıyor. Yolsuzluk suçlaması
ile 2003 yılında mahkeme önüne çıkan Berlusconi, bu suçlamayla görevi devam
ederken mahkeme önüne çıkan ilk İtalya Başbakanı. Zimmetine para geçirme, vergi
kaçırma, hesaplarda sahtecilik ve rüşvet gerekçeleriyle tam 6 kez dava edilen
bu ilginç siyasetçi, bu davaların bazılarından aklandı, bazı davalar üst yargı
organları tarafından durduruldu, bazı davaları da zamanaşımına uğradı. Son
olarak hakkında açılan bir sahtecilik davası, önümüzdeki günlerde görüşülecek
olan Berlusconi, bu davadan da kurtulacağına emin.
Ülkemiz
Başbakanı ile de çok yakın ilişkiler içinde bulunan Berlusconi, ideolojik
olarak da oldukça benzeştiği ülkemiz iktidar partisi ile yakın teması hiç
kesmiyor. Berlusconi,
daha önce Başbakanken, ülkemiz Başbakanı’nın oğlunun düğün törenine de nikah
şahidi olarak katılmıştı. Türkiye’nin AB üyeliğine destek veren Berlusconi,
daha önceki İtalyan Başbakanı Romano Prodi’ye göre bu konuda daha açık sözlü ve
desteğini sürekli olarak vurgulayan bir isim. Ancak, bu konuda bu defa biraz
zorlanacak gibi çünkü koalisyon ortaklarından Kuzey Birliği Türkiye’nin AB
üyeliğine şiddetle karşı çıkıyor.
Görüldüğü
gibi İtalya’da bir kez daha yeni bir sayfa açılmış durumda. Şimdi herkesin
merak ettiği bu dönemin ne kadar süreceği. 2001-2006 arası tam 5 yıl
Başbakanlık yapmayı başarmış Berlusconi bakalım bu sefer ne kadar dayanacak?..
Göktürk
TÜYSÜZOĞLU
|