KÜBADA DEĞİŞİM RÜZGARLARI E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpg

Dünyada liberal sistemle yönetilmeyen ülkeler hangileridir diye bir soru sorulacak olsa, Çin’den sonra adını anabileceğimiz 2-3 ülkeden birisi de Küba’dır. Karayipler’de bulunan bu ülke, ABD’nin Florida Sahilleri’ne çok yakın olmasına rağmen neredeyse 50 yıldır sosyalizmle yönetilmektedir.

Adı efsane olmuş lideri Fidel Castro ile uzun yıllardır uluslararası camiada saygın bir yere sahip olan Küba’da bugün ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Uzun yıllardır sosyalizmle yönetilen ve ABD ile arasının çok bozuk olması nedeniyle ekonomik anlamda çok büyük sıkıntılar yaşayan Küba, Fidel Castro’nun karizmatik kişiliği, halkın üzerindeki büyük etkisi ve gücü ile sosyalist sistemini korumayı başarmıştır. Ancak, Soğuk Savaş’ın bitişi ile birlikte en büyük ideolojik müttefiki SSCB’yi kaybeden ve dünya çapında artan küreselleşme ve onun beraberinde getirdiği koşullardan kötü bir biçimde etkilenmeye başlayan Küba’da 1990’ların ikinci yarısından itibaren birtakım kıpırdanmalar yaşanmaya başlandı. Her şeyden önce Küba, kendisine örnek olarak aldığı ve ABD’ye karşı uyguladığı denge politikasının en büyük yapı taşı durumunda olan SSCB’yi kaybetti. SSCB’li yöneticiler, Küba’ya büyük askeri ve ekonomik yardımlarda bulunuyor ve sistemin halk arasındaki meşruiyetini sağlamak için her platformda Küba’yı ve Fidel Castro’yu övüyorlardı. Ancak, 1991’den itibaren SSCB’nin artık var olmayışı Küba’yı çok zorlamaya başladı. Küba, bir süre sonra bir başka sosyalist ülke Çin’e yaklaşmaya çalıştı. Ancak, Çin de liberal temelli reformlar yapmaya başlamış ve dünya pazarları ve piyasaları ile entegre olmuştu. Üstelik, Çinli yöneticiler dünyadan kendini neredeyse tamamen soyutlamış olan Küba ile müttefik olmayı pek de kazançlı görmüyorlardı. Ayrıca, Küba ile Çin sosyalizmleri de birbirinden farklıydı. Çin, Mao’nun tarıma dayalı sosyalizm anlayışını seçmişken, Küba, Marksist-Leninist bir anlayışla yönetiliyordu. Küba; SSCB ile Çin arasındaki rekabet sırasında da doğal olarak kendisine daha yakın olan SSCB’yi desteklemişti. 1990 sonrası Küba-Çin İlişkileri oldukça gelişmiş olsa da, asla Küba-SSCB İlişkileri’nin boyutuna varamadı.

Az önce de belirttiğimiz gibi, SSCB’nin ortadan kalkması ile Küba büyük bir müttefik ve dost kaybetmiş ve yanı başında bulunan dünyanın süper gücü ABD’nin tehditlerine ve kendisine karşı uyguladığı politikalara karşı daha duyarlı hale gelmişti. ABD, yaklaşık yarım asır önce kurulmuş olan sosyalist Küba idaresini hiçbir zaman kabullenemedi. Çünkü, Küba bulunduğu coğrafi konum itibarıyla ABD için hayati önem taşıyor. Amerikan Yönetimi’nin hedefi, daha önce olduğu gibi şimdi de Küba’yı kontrolü altına almak ve kendisinin tayin ettiği liderler tarafından liberal bir sistemle yönetilmesini sağlamak. Bu nedenle, şu anki Küba siyasal sistemi ABD tarafından bir tehdit olarak algılanıyor. ABD, 1960’ların başında yaşanan ‘Füze Krizi’ni’ ve ardından gelen ‘Domuzlar Körfezi Çıkarması’nı’ unutmuş değil. Hatırlayacaksınız, bu krizler sonucu dünya yeni bir büyük savaşa doğru giderken, ABD ve SSCB’nin geri adım atmaları sonucu savaş önlenmişti. ABD, Küba’ya karşı ticari ambargo uyguladığı için günümüzde Küba, çok zor şartlar altında ticaret yapmakta. Zaten, en büyük ihraç kalemleri de puro ve diğer tütün ürünler ile kahve. Küba, Soğuk Savaş sonrası ‘turizm’ alanında gelişim sağlayarak ekonomisini dengelemeye çalışıyor. Yurtdışından gelen turistler bugün Küba’nın sisteminin yaşaması için hayati önemde. Küba, her geçen gün turizm alanında yatırımlar yaparak hatta bu sektörü yabancı yatırımlarına dahi açarak bu alandan ekonomik getiri sağlamaya çalışıyor. Sosyalist sistemin bir gereği olarak eğitim, sağlık, ulaşım gibi sektörlerin devlet tarafından sübvanse edildiği Küba’da 12 milyona yakın bir halk topluluğu yaşıyor ve yaşanan büyük fakirliğe rağmen insanlar genellikle mutlu ve sistemin devamından yana gözüküyorlar. Küba, birçok konuda o kadar geri kalmış durumda ki, buraya giden turistler 1960 model araçlara binince çok şaşırıyorlar. Yabancı marka araçlar ancak turistler tarafından kullanılabiliyor ve yerli halk eski araçları kullanmak zorunda.

Küba, bugün Çin ve Avrupa Birliği ile ilişkilerini geliştirmiş durumda. Özellikle, Avrupa’dan çok sayıda turist Küba’ya giderek bu ülkenin ekonomisinin kısır döngüden kurtulmasına önemli katkı sağlıyorlar. Kanada, Hollanda, İspanya gibi ülkeler Küba’nın ticari partnerleri arasında ön planda yer alıyor. Son yıllarda, Latin Amerika’da yaşanan Amerikan karşıtı protestolar ve sol görüşlü partilerin iktidara gelmesi Küba’yı son derece memnun etti. Özellikle Hugo Chavez’in Venezüella’sı ile Evo Morales’in Bolivya’sı bugün Küba’nın en yakın müttefikleri konumunda. Castro, Chavez ve Morales, Amerikan karşıtlığının bayraktarlığını yapıyorlar. ABD, Küba’yı siyasi anlamda sıkıştırabilmek için kendi güney sahillerinde kurduğu radyo ve televizyonlar ile propaganda yapmaya ve kendisine sığınan 200 bine yakın rejim muhalifi Küba’lıyı kullanmaya çalışıyor. Ancak, uzun zamandır uyguladığı bu politika pek de başarılı olmuş değil.

2007 sonlarında Küba’da önemli bir değişim yaşandı ve devrimin en önemli ismi, efsanevi lider Fidel Castro hastalığından dolayı koltuğunu kardeşi Raul Castro’ya devretti. Zaten, bu uzun zamandır beklenen bir gelişmeydi. Raul Castro, göreve gelir gelmez siyasal ve sosyal alanda birtakım değişiklikler yaptı. Küçük çaplı bir toprak reformu, devlet memurlarının konut sahibi olabilmesi ve bu konutu çocuklarına bırakabilmesi, elektronik cihazların çok büyük bir kısmının kullanılmasının serbest bırakılması, cep telefonunun kullanımına izin verilmesi bunlardan bazıları. Ayrıca, ekonomik politikalarda da birtakım değişikliklere gidileceği söyleniyor. Şimdi, birçok analistin kafasında tek bir soru var: Küba liberalleşiyor mu? Raul Castro ise bu kuşkuları gidermek istercesine, sistemin asla değişmeyeceğini sadece birtakım serbestliklerin getirileceğini ve bunun halkın iyiliği için yapıldığını belirtiyor. Yapılan değişiklikleri Fidel Castro ile birlikte kararlaştırdıklarını da eklemeden edemiyor.

Sanırım değişim rüzgarları Küba’da da esmeye başladı. Ancak, kimse büyük bir fırtına beklemiyor. Sosyalist sistemin sonunun geleceğine inananların sayısı oldukça az. Halk getirilen özgürlüklerden oldukça memnun, hatta birçoğu oldukça pahalı olan cep telefonlarından edindi bile. Bakalım gelecek günler Küba’da neleri değiştirecek…

Göktürk TÜYSÜZOĞLU

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün28
Haftalık269
Aylık2073
Toplam39587