Lübnan'da İç Savaş Belirtileri E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpg

Ortadoğu’nun günümüz dünyasındaki önemi malum. Küresel liderlik mücadelesinde bir deneme tahtası haline gelen bu coğrafyada her gün yeni bir gelişme yaşanıyor. Sahip olduğu petrol ve doğalgaz kaynaklarının yanı sıra jeopolitik anlamda da

oldukça mühim bir bölge olan Ortadoğu, bugün ağırlıklı olarak ABD ile İran arasındaki güç mücadelesi ile anılır olmuştur. Adeta bir petrol denizi olan Irak’ı, Saddam bahanesiyle kontrol altına almayı başarmış olan ABD, şimdi de kendisine muhalif bir rejimi barındıran ve çok önemli petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip İran’ı kontrol altına almaya çalışmaktadır. İşte, bu iki güç arasındaki bölgeye hâkim olma mücadelesi, Ortadoğu’nun en karışık yapıya sahip olan ülkesi Lübnan’ı da etkilemekte ve bu ülkenin iç siyasetinde tıkanıklıklara sebep olmaktadır.

Bilindiği gibi, Lübnan, çok çeşitli etnik ve dini gruplara ev sahipliği yapmaktadır. Osmanlı toprağı iken pek fazla sorun çıkmayan ve huzur içinde yaşayan bu ülkede, I. ve II. Dünya Savaşları’ndan sonra yaratılan siyasal ve sosyal yapı huzursuzlukların ve silahlı çatışmaların ortaya çıkmasını önleyememiştir. Uzun yıllar iç savaş yaşamış olan bu ülkede 1990’lar boyunca sürdürülen ve hala da devam ettirilmeye çalışılan yeniden yapılanma süreci bugünlerde yine kesintiye uğramış durumdadır.

Sünni Araplar, Marunî (Hıristiyan) Araplar, Dürzîler, Şii Araplar ve Ermenilerden oluşan Lübnan’da, bu etnik ve dini gruplar arasında dengeyi sağlamak oldukça güçtür. Daha önce yaşanmış iç savaş sırasında Hıristiyanlar ve Müslümanlar birbirlerine düşman olmuş iken, bugünkü siyasal istikrarsızlığın sebebi Lübnan’da bulunan Batı yanlısı gruplar ile İran ve Suriye yanlısı gruplar arasındaki güç mücadelesidir. Lübnan’ın oldukça değişik olan siyasal sistemine göre, Cumhurbaşkanı Hıristiyanlardan seçilirken, Başbakan genellikle Sünni Müslümanlardan seçilir. Bunun yanında Meclis Başkanı Şii Araplardan seçilirken, Bakanlıklardan bazıları da Dürzîlere verilir. Bu dengeyi korumak için büyük mücadelelerin yaşandığı Lübnan’da, bugünlerde yine bir hükümet kurma mücadelesi yaşanmaktadır.

Aslında, Lübnan’daki siyasal gruplar Cumhurbaşkanlığı’na seçilecek kişiyi belirlemişlerdir. Bu kişi, Lübnan Genelkurmay Başkanı, Marunî kökenli Michel Süleyman’dır. Ancak, özellikle Hizbullah ve iktidarda bulunan Batı yanlısı gruplar arasında, yeni hükümette elde edilecek bakanlıklar konusunda büyük anlaşmazlık yaşanmaktadır. Hizbullah, bazı önemli bakanlıkların kendisine bırakılması ve kendi eylemlerine karışılmaması için ısrar ederken, Batı yanlısı grup buna karşı çıkmakta ve Hizbullah’ın Şii Radikalizmi’ne dayanan politikalarını eleştirmektedir.

Hizbullah, radikal Şii inancını yaymak isteyen ve bu amaçla silahlı milisleri de bulunduran bir askeri-siyasal örgüttür. Batı tarafından terörist bir örgüt olarak adlandırılan Hizbullah, Lübnan siyasal sistemi tarafından resmi bir parti olarak kabul edilmiş ve mecliste her zaman temsil edilmiştir. Hizbullah, Lübnan içerisinde düzenlediği çeşitli etkinlikler ve kampanyalar ile sempatizanlarının sayısını yükseltmekte ve yoksul kesimi kendi yanına çekmektedir. Şii inancına dayalı bir örgüt olmasına rağmen, uyguladığı sosyal yönü kuvvetli programlar ve politikalarla diğer dini gruplardan insanları da kendi yanına çekmeyi başarmıştır. ABD, AB ve İsrail; Hizbullah’ın, İran ve Suriye ile yakın temasları bulunan ve onlarla koordineli biçimde hareket eden bir örgüt olduğunu ve Lübnan’daki barış ortamını baltalamaya çalıştığını iddia etmektedirler. Zaten, İsrail’i tanımayan ve bu ülkeye karşı eylemler düzenleyen Hizbullah ile İsrail arasında 2006 yazında 1 aydan fazla süren bir savaş yaşanmıştır. Bu savaş, Lübnan’ın güneyindeki topraklarda cereyan etmiş ve İsrail Ordusu birçok Hizbullah Militanı’nı öldürmesine rağmen, Hizbullah bu savaşta yok olmamış ve İsrail topraklarına saldırmayı sürdürmüştür. Hatta bu savaşta başarısız olmuş İsrail Genelkurmay Başkanı görevinden istifa etmiş ve hakkında soruşturma dahi açılmıştır. Hizbullah, gerilla taktikleri kullanan ve asimetrik savaşta başarılı olan bir örgüt olduğu için, İsrail saldırılarında yok olmamış ve karşı saldırılar dahi düzenlemiştir.

Bugün, Hizbullah’ın başını çektiği Batı karşıtı muhalefet, hükümette daha çok temsil edilmek istemekte buna karşılık iktidarda bulunan Fuad Sinyora Hükümeti, Hizbullah’ı sindirmek için önlemler almaya çalışmaktadır. Örneğin, Hizbullah’ın İsrail saldırılarına karşı bir güvenlik önlemi olarak oluşturduğu alternatif telekomünikasyon ağı, Lübnan Hükümeti tarafından yasadışı ilan edilmiş ve kesilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Lübnan Hükümeti, yine Hizbullah’ın bazı eylemlerine karşı da harekete geçmiş ve onu güçsüz düşürmeye çalışmıştır. Kuşkusuz, Lübnan Hükümeti bu eylemleri yaparken, Batı’dan özellikle de ABD’den ve onun Ortadoğu’daki işbirlikçisi İsrail’den önemli oranda destek almaktadır. ABD ve İsrail, Ortadoğu’da en büyük düşmanları olarak gördükleri İran ve Suriye ile dirsek temasında olan Hizbullah liderliğindeki Lübnan Muhalefeti’ni sindirmek istemekte ve bunun için de Lübnan Hükümeti’ni kullanmaktadırlar.

Hizbullah ile Lübnan Hükümeti arasındaki ipler kopunca, suikastlar ülkesi olarak da bilinen bu ülkede siyasi cinayetler ve terör saldırıları yine baş göstermiştir. İki grup taraftarları arasındaki silahlı çatışmalarda şu ana kadar 30’a yakın Lübnan vatandaşı hayatını kaybetmiştir. Hükümet tarafından olayları durdurmak için göreve çağrılan Lübnan Ordusu da öncelikle Hizbullah’a karşı yürütülen kışkırtıcı hareketleri önlemeye çalışmakta ve çatışmaların çıkmasına neden olan Hizbullah’a ait telekomünikasyon ağının tekrar onarılacağını açıklamıştır. Buna karşılık, Hizbullah’tan da Batı Beyrut’taki militanlarını sokaklardan çekmesini ve saldırıları durdurmasını istemiştir.

Ortadoğu’nun bu küçük ve trajik geçmişe sahip ülkesinde sular durulacağa benzememektedir. Küresel çapta oynanan büyük oyunun küçük bir perdesinin sergilenmekte olduğu Lübnan’da çıkacak bir iç savaş, Ortadoğu’yu tamamıyla karıştırıp, mezhep savaşlarının çıkmasına neden olabilir. Aslında, bu durum Ortadoğu’ya tamamıyla yerleşmek isteyen ve buraya müdahalede bulunmak için bahane arayan ABD’nin işine gelecektir. Bu durumda oynanan oyunun arkasındaki isim de çok açık olarak ortaya çıkmaktadır.

Not: TRT’de yayınlanan Altın Adamlar Halk Oyunları yarışmasında ilimizi en güzel şekilde temsil eden Giresun Üniversitesi-GİFSAD Ekibi’ni kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum. Ayrıca, tüm Giresunluları ekibimize destek vermeye çağırıyorum.

Bank Asya 1.Ligi’ndeki ilk sezonunda başarılı bir sezon geçirerek ilimizin tanıtımını en güzel şekilde gerçekleştiren Giresun spor’u da tebrik ediyorum. İnşallah, önümüzdeki sezon daha büyük bir başarı gösterirler ve bizleri mutlu etmeye devam ederler.

Göktürk TÜYSÜZOĞLU 

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Seçimlerden sonraki tabloyu nasıl buluyorsunuz?
 
AKP bir seçim olsa % Kaç oy alır?
 
Yerel Seçimlerde Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?
 
Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün27
Haftalık268
Aylık2072
Toplam39586