Kraliçe'nin TÜRKİYE Ziyareti E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpg

Türkiye, geçtiğimiz günlerde adeta Dünya Medyası’nın gündemine oturdu. Bunun sebebi de 82 yaşındaki İngiltere Kraliçesi II.Elizabeth’in uzun sayılabilecek bir Türkiye Gezisi’ne çıkmasıydı. Kraliçe, Türkiye’ye 2.kez geliyordu ve İstanbul, Ankara ve Bursa’yı ziyaret edecekti. 

Türkiye’ye kendisine ait özel bir uçakla değil, British Airways (Britanya Havayolları)’in kendisine tahsis ettiği bir uçakla gelmesi, ülkemizde şaşkınlıkla karşılandı. Öyle ya, bizim ülkemizde Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın kendilerine ait özel uçakları varken, koskoca İngiliz Kraliçesi nasıl olur da normal bir uçakla Türkiye’ye gelirdi? İşte, bu soru aramızdaki gelişmişlik ve anlayış farkını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kraliçe’nin ziyareti bizim basınımız tarafından magazin yönü ön plana çıkarılarak halka aktarılırken, başta İngiliz Basını olmak üzere dünya basını gezinin amaçlarına odaklanmıştır. Basınımızın sığ yaklaşımı maalesef gezinin önemini ve ne anlama geldiğini halkımızın anlayamamasına neden olmuştur. Biz Kraliçe’nin ne giydiği, ne yediği, nasıl Kuran dinlediği ile ilgilenirken, gezinin arka planını her zamanki gibi kaçırdık. Aslında, gezi öncesi Ankara’da da bir şaşkınlık söz konusuydu. Çünkü, özellikle iktidar partisi çevreleri Kraliçe’nin nasıl bir şekilde karşılanacağı ve ne tür bir protokol uygulanacağı konusunda tam anlamıyla bir kaos içerisindeydiler. Sonuçta, Cumhurbaşkanı, hayatında ilke kez smokin giyerek Kraliçe’ye bir jest yapmış oldu. Buna rağmen, Başbakan ve Bakanlar takım elbise giyerek, siyasal tabanlarının endişelerini gidermeye çalıştılar. Hıristiyan Batı’nın kıyafeti olarak simgeleştirilmiş olan smokin, AKP’nin tabanında bir takım hassasiyetlere neden oluyordu. Bu nedenle, Kraliçe’yi Türkiye’ye davet etmiş olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görev icabı, protokol kurallarına uyarak smokin giyerken, Başbakan ve Bakanlar normal birer takım elbise giyerek dengeyi sağlamaya çalıştılar. Bu arada gezi boyunca Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının hiç ortada gözükmediklerini de belirtelim. Bu davranışı Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın türbanlı eşlerine bağlamak mümkündür. Ancak, son zamanlarda Avrupa Birliği tarafından siyasal sisteme müdahale ettiği gerekçesiyle sürekli olarak eleştirilen ordunun bu gezi sırasında ortalarda görünmeyerek bir protesto gösterisi yaptığını söylemek de mümkündür.

Açıkçası, ulusal basınımızın gezi sırasında gösterdiği tutumdan bir Türk olarak oldukça utandım. Çünkü, basınımız Kraliçe’yi adeta insan üstü bir varlık haline getirmiş ve yaptığı her hareketi, attığı her adımı övmüştür. Hatta, olayı o kadar ileri götürmüşlerdir ki, Kraliçe’nin Bursa Yeşil Cami’de Kuran dinlemesini, onun Müslümanlığa ilgi duyduğu şeklinde algılamışlar ve hatta oğlu Galler Prensi Charles’in Müslüman olup sünnet olduğu haberlerini dahi yaymışlardır. Bu tavırlar ancak sömürge ülkelerinde görülebilirdi.

Evet, Kraliçe Bursa’yı ziyaret edip Kur’an-ı Kerim dinlemiştir. Ancak, bunun sebebi onun ya da oğlunun Müslüman olması ya da olacakları değildir. Kraliçe bu hareketi yapmıştır çünkü İngiltere ile Türkiye’yi her anlamda yakınlaştırmak istemektedir. Ayrıca, İngiltere’nin, Türkiye’nin dini ve kültürü ile sorunu olmadığını göstermek isteyen Kraliçe, kendi ülkesinin Almanya ve Fransa’dan farklı olduğunu ortaya koymak istemiştir. Bilindiği gibi, son zamanlarda Türkiye’nin AB Üyeliği’ne karşı çıkan Fransa ve Almanya gibi ülkeler buna en büyük sebep olarak Türkiye’nin doğulu kültürünü ve İslam İnancı’nı göstermişlerdir. İşte İngiltere; Ortadoğu’da ve Balkanlar’da çok büyük bir etkisi olan Türkiye gibi bir ülkeyle her zaman müttefik olduğunu göstermek, onun AB Üyeliği’ni desteklediğini belirtmek ve İngilizler’in, Türkler’in kültür ve inançlarıyla sorunu olmadığını göstermek amacıyla Kraliçe’yi kullanmıştır. Bu, maharetli İngiliz Dış Politika yapıcılarının ortaya koydukları, zamanlaması çok doğru bir dış politika manevrasıdır. Zamanlaması doğrudur, çünkü aynı tarihlerde Fransa’da kabul edilen bir önergeyle Türkiye’nin AB Üyeliği’nin önüne referandum engeli konmuştur. Yine, Almanya’da Türklere yönelik kundaklamalar ve ırkçı yönelimler de devam etmektedir. Kraliçe’nin bu davranışı aslında Türkiye dışında tüm İslam Dünyası’nda memnuniyetle karşılanmıştır. Böylece, İngilizler tek bir hamleyle Türkiye’de ve İslam Dünyası’ndaki algılanışlarını olumlu yönde değiştirmişlerdir.

Bilindiği gibi Avrupa içerisinde Fransa ve Almanya’nın başını çektiği bir grup ile İngiltere ve İskandinav Ülkeleri’nin başı çektiği bir başka grup arasında, AB Genişlemesi ve Savunması konusunda birtakım sorunlar bulunmaktadır. Almanya’da ve Fransa’da gerçekleşen iktidar değişikliklerinden sonra görüş ayrılıkları biraz olsun azalmıştır. Ancak, sorunlar tam olarak aşılamamıştır. Bu sorunların aşılamadığı, Avrupa Birliği Anayasası’nın kabulü esnasında ve NATO ile ilişkiler bağlamında yaşanan krizlerle ayyuka çıkmıştır. İşte İngiltere, bu sorunların görüşülmesi esnasında her zaman olduğu gibi ABD ile sıkı işbirliği içerisinde olmuş ve bu nedenle tepki çekmiştir. Kraliçe’nin Türkiye Ziyareti, bu nedenle hem İngiltere’nin hem de stratejik ortağı ABD’nin işine gelmiştir. Bu ikili, Kraliçe’nin ziyaretiyle Almanya-Fransa İkilisi’ne sembolik bir üstünlük sağlamış ve Türkiye’yi biraz daha kendisine çekmiştir. Görüldüğü gibi tek vücut olarak hareket ettiği sanılan AB içerisinde aslında büyük bir rekabet bulunmaktadır. ABD de dışarıdan bir güç olarak bu rekabetin içerisindedir ve işleri kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır.

İngiltere Kraliçesi’nin Bursa’da Kuran dinlemesini ılımlı İslam anlayışını güçlendirmek için yaptığını düşünmek de olasıdır. Çünkü, Dünya’da ılımlı İslam anlayışının en önemli temsilcisi olarak seçilmiş olan Türkiye’de bu hareketin gerçekleştirilmesi oldukça manidardır. Ayrıca; Kraliçe’nin ABD tarafından ortaya konmuş olan Medeniyetler İttifakı Projesi’nde, göstermiş oldukları özveri nedeniyle Başbakan’ı ve Cumhurbaşkanı’nı tebrik etmesi de ilginçtir. Çünkü, Medeniyetler İttifakı Projesi, ABD-İngiltere ikilisi tarafından Büyük Ortadoğu Projesi’ne hizmet etmesi ve bu plana gerekli zemini hazırlaması için oluşturulmuştur.

Görüldüğü gibi II.Elizabeth, siyasal olarak oldukça sıkışmış durumda olan iktidar partisine ve onun temsilcilerine tam destek vererek, gerek yaptığı hareketlerle, gerek sözleriyle onları överek adeta gizli bir siyasal desteği vurgulamıştır. Kraliçe, bu tavrıyla ülkedeki muhalif kesimlere ve Anayasa Mahkemesi’ne de bir uyarı göndermiştir. Ancak, Kraliçe’nin sömürge çağının çoktan bittiğini ve Türkiye’nin de tarihinde hiçbir zaman sömürge pozisyonuna düşmediğini görerek davranışlarını buna göre ayarlaması gerekmektedir.

Göktürk TÜYSÜZOĞLU 

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Seçimlerden sonraki tabloyu nasıl buluyorsunuz?
 
AKP bir seçim olsa % Kaç oy alır?
 
Yerel Seçimlerde Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?
 
Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün28
Haftalık269
Aylık2073
Toplam39587