Güney Afrikada Çatışmalar; Tarih Tekerrür Mü Ediyor? E-posta
Üye Değerlendirme: / 2
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpg

Güney Afrika, sömürgecilik çağında her ülkenin sahip olmak istediği önemli bir toprak parçasıydı. Afrika Kıtası’nın güney ucunda sahip olduğu stratejik konum nedeniyle Avrupalı sömürgeci güçler uzun yıllar bu topraklar için mücadele etmişlerdir.

Bu ülkenin en güney ucu olan Ümit Burnu, iki okyanusu birbirine bağlayan önemli bir coğrafi alandı. Güney Afrika toprakları, Atlas Okyanusu ve Hint Okyanusu arasındaki ticaretin denetlenmesi için çok büyük bir önem taşıyordu. Büyük Britanya İmparatorluğu, Avrupalı güçler arasından sıyrılarak bu bölgenin sahibi olmayı başarmıştı. Ancak, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen tüccarlar ve toprak sahipleri Güney Afrika topraklarının Afrika Kıtası’ndaki önemini arttırmıştır.

Bugün artık bir sömürge olmasa da, Kara Afrika içerisinde en yoğun beyaz nüfusu barındıran ülke olarak bilinen Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika’nın en zengin ülkesi durumundadır. Kişi başına düşen milli gelirin 12 bin doların üzerinde olduğu ancak siyah nüfusun hala büyük bir fakirlik döngüsünde yaşadığı G.Afrika’da işsizlik %30 düzeyine ulaşmıştır. Nüfusun %68’inin Hıristiyan, %28’inin yerel Afrika Dinleri ve %2’sinin de Müslüman olduğu bu ülkede çok az da olsa Hint kökenliler de yaşamaktadır. Ülkedeki etnik çeşitliliği anlatan en önemli göstergelerden biri de konuşulan dil sayısıdır. İngilizce’nin dışında 10 adet Afrika Diyalekti’nin de resmi dil olarak kabul edildiği G.Afrika, tam bir kültürler mozaiğidir. G.Afrika’nın, Johannesburg ve Cape Town gibi 2 önemli şehri olmasına rağmen, başkenti Pretoria’dır. Johannesburg ise G.Afrika Ekonomisi’nin başkenti gibidir. Batılı şirketlerin Afrika’da bulunan genel merkezlerinin neredeyse tamamı Johannesburg ve Cape Town’da, yani G.Afrika’da bulunmaktadır. Turizm, G.Afrika Ekonomisi’nde çok önemli bir yer tutar. Ülkenin özellikle Akdeniz İklimi’nin görüldüğü güney ucunda çok büyük turistik tesisler bulunmaktadır. Her yıl milyonlarca kişi G.Afrika’yı ziyaret etmekte ve bu ülkenin ekonomisine katkı sağlamaktadır. Ülkenin en ilginç özelliklerinden birisi de beyazlar ile siyahlar arasındaki kopukluğu çok açık bir şekilde gösteren 2 adet resmi marşa sahip olmasıdır. Bu marşlardan biri beyazlara hitap ederken, diğeri de siyahlara hitap etmektedir.

G.Afrika uzun yıllar İngiliz Sömürgesi olarak yaşadığı için, halkın beğenileri ile ülkede gerçekleştirilen sosyal ve kültürel faaliyetler İngiliz Halkı’nın beğenileri ile çok uyumludur. Buna en önemli örnek olarak Rugby Sporu’nun çok sevilmesi gösterilebilir. Ayrıca, Güney Afrikalı siyahlar çalışmak için ülke dışına çıktıklarında çoğunlukla İngiltere’ye giderler. Aynı durum eğitim ve sağlık alanlarında da geçerlidir.

Güney Afrika tarihi çok büyük acılarla ve hak gaspları ile doludur. Ülke İngiliz Sömürgesi iken bu ülkeye göçüp burada tarım ve hayvancılık ile uğraşmaya başlayan ve geniş plantasyonlar oluşturan beyazlar, 1934’ten itibaren ülkenin yerli halkı olan siyahların vatandaşlık haklarını ve buna bağlı siyasal haklarını ellerinden almışlar ve onları köle pozisyonuna düşürmüşlerdir. Oluşturulan bu sisteme Apartheid Rejimi de denir. Ayrımcılığın ve ırkçı anlayışın zirve yaptığı bu dönem boyunca sisteme isyan eden binlerce insan öldürülmüş, işkenceden geçirilmiş ya da hapse atılmıştır. 1990’da Nelson Mandela’nın serbest bırakılması ile hafifleyen baskıcı ortam, 1994’te yapılan seçimler sonucu Nelson Mandela’nın devlet başkanı olmasıyla tamamen sona ermiştir. Bilindiği gibi Nelson Mandela, önemli bir siyah hakları savunucusu iken hapse atılmış ve 25 yıla yakın bir zaman hapiste kalmıştır. 1994’te seçimleri kazanan Mandela, ülkede eşitlikçi bir yapı oluşturmak için çok çabalamış ve hukuksal olarak bunu başarmıştır. Ancak, ekonomik ve sosyal olanaklara bakarsak siyahlar ile beyazlar arasındaki büyük fark ortaya çıkmaktadır.

Güney Afrika, çok önemli elmas madenlerine sahip olan bir ülkedir. Bu nedenle özellikle madencilik alanında çok sayıda Batılı firma bu ülkede faal durumdadır. Her yıl milyonlarca dolar yabancı sermaye çekmesine rağmen bu ülkede işsizlik %30’lara dayanmıştır. Ülkenin yerli halkı işsizliğin artması ile ortaya çıkan suç oranlarından da oldukça rahatsızdır. 49 milyon nüfusa sahip olan ülkede yaklaşık 6 milyon göçmen yaşamaktadır. Bu göçmenler; Zimbabwe, Mozambik, Nijerya gibi ülkelerden gelmişlerdir. Bu insanların çoğu çatışma, siyasal istikrarsızlık ve işsizlik gibi olumsuz faktörlerden kaçıp Güney Afrika’ya sığınmışlardır. Ancak, burada da iş bulamayınca Güney Afrikalılar ile araları açılmıştır ve bu nedenle hırsızlık, cinayet, yağma, vb. suçları işlemeye başlamışlardır. İşte, bu eylemlerden çok rahatsız olan Güney Afrikalı siyahlar, göçmenleri artan işsizlik ve suç oranlarının ana sebebi gibi görmeye başlamışlar ve en nihayetinde geçtiğimiz günlerde göçmenlere karşı saldırılara başlamışlardır. Gerçekleşen katliamlarda şu ana kadar 50’ye yakın insan hayatını kaybetmiş, 30 binden fazla göçmen de evlerini terk edip, devlet dairelerine ve kiliselere sığınmıştır. Bunun üzerine Güney Afrika Ordusu hükümetin isteğiyle olaylara el koymuştur.

Batılı ülkeler bu ülkede gelişen olayları büyük bir dikkatle izlemektedirler. Çünkü, birçok şirketin G.Afrika’da yatırımı vardır, ayrıca çok sayıda ABD’li ve Avrupalı bu ülkede bulunmaktadır. G.Afrika, 2010’da Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacaktır ve bu çatışmaların iç savaşa dönüşmesi halinde bu ülkede inşa edilen tesislerin 2010’a yetişmeme ihtimali belirecektir. Zaten dünyanın en güvensiz ülkelerinden biri olarak kabul edilen bu ülkede bir de iç çatışmalar çıkarsa, Dünya Kupası Organizasyonu da tehlikeye girecektir.

Çok ilginçtir ki, daha önce Beyazlar ile Siyahların çatıştığı bu ülkede şimdi de siyahlar birbirleriyle çatışmaktadır. Çatışmaların zamanlaması da oldukça ilginçtir. Çünkü, G.Afrika günümüzde Afrika’nın en gelişmiş ülkesidir ve zaman zaman küçük çaplı çatışmalar olsa da 1994’ten beri siyasal olarak barış ve statükonun Afrika’daki en önemli örneği durumundadır. İşsizlik ve suç oranlarının yüksek olması nedeniyle insanların bu kadar agresifleşmesi beklenmeyen bir durum. Bu nedenle, bu ülkede yaşanan karışıklıkların arkasında Güney Afrika’daki statükodan ve barış ortamından hoşlanmayan aktörler de olabilir. Özellikle, iç savaş ortamını çok seven ve bu olaylar sırasında karını büyük oranda arttırıp, kaçakçılığı yaygınlaştıran maden şirketlerinin (özellikle elmas ve pırlanta ile ilgili olan) olayların arkasındaki gerçek aktörler olması olasılığı yüksektir.

Göktürk TÜYSÜZOĞLU

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün28
Haftalık269
Aylık2073
Toplam39587