 Balkanlar, günümüzde uluslararası gündemin ön sıralarını işgal eden problematik bir coğrafyadır. Bu coğrafyada bulunan hemen her etnik grubun ve devletin diğerleriyle önemli birçok sorunu bulunur. Bugüne kadar bu sorunlar nedeniyle bölgede çok sayıda savaş,iç çatışma ve göç hareketleri yaşandı.
Balkanlar’da
bir ülke var ki, diğer devletler tarafından değil sınırları, adı bile
kabul görmüyor. İşte bu ülke, ülkemizin de çok yakın tarihsel ve
kültürel bağlarla bağlı olduğu Makedonya Cumhuriyeti’dir.
Makedonya Bölgesi, çok eski çağlardan beri birçok medeniyete ev
sahipliği yapmış ve içinde bulundurduğu halklar itibarıyla etnik
çeşitliliğe sahip önemli bir alandır. Bu bölgede günümüze kadar; Antik
Yunan Devletleri, İskender’in İmparatorluğu, Roma, Bizans ve Osmanlı
gibi güçler egemenlik kurmuş ve çok sayıda medeniyet kurulup,
yıkılmıştır. Makedonya
Bölgesi; Balkan Savaşları ve I.Dünya Savaşı sonucu 3’e ayrılmış ve 3
ayrı devlete paylaştırılmıştır. Bulgaristan’da kalan Makedon toprakları
Pirin Makedonya’sı olarak adlandırılırken, Ege kıyısındaki Selanik
merkezli Makedonya toprakları Ege Makedonya’sı olarak Yunanistan’a
verilmiştir. Geri kalan Vardar Makedonya’sı ise Sırbistan’a
bırakılmıştır. II.Dünya Savaşı sırasında tarihi Makedonya
topraklarının tamamında silahlı çatışmalar egemen olmuş, Makedon
Çeteleri 3’e bölünmüş olan Makedonya’yı birleştirip komünist bir idare
oluşturabilmek için tüm bölgede aktif olarak çalışmışlardır. Vardar
Makedonya’sı, Tito’nun Partizanları’nın kontrolünde yaşarken, Pirin
Makedonya’sı ve Ege Makedonya’sında önemli gelişmeler yaşanmıştır. Özellikle
Yunanistan’da bulunan Selanik merkezli Makedhonia bölgesinde halk Yunan
Kralı’na karşı silaha başvurmuş ve komünist bir yönetim istediğini
belirtmiştir. SSCB Yöneticisi Stalin de Yugoslavya’nın güneyindeki
tarihi Makedonya topraklarının tamamında büyük ve komünist olacak bir
Makedonya hayalini kurmuş ve bu nedenle Makedon komünistlere ve
çetelere mali ve askeri yardımda bulunmuştur. Ancak, Yunan İç
Savaşı’nın komünistlerin aleyhine sona ermesi ve Yunanistan’ın kendi
kuzey topraklarında egemenliğini yeniden kurmasıyla Büyük Makedonya
söylemi de ortadan kalkmıştır. Bundan sonra sadece Vardar Makedonya’sı,
Makedonya Devleti olarak anılmıştır. Ancak, bilindiği gibi Vardar
Makedonya’sı da Tito’nun kurduğu Sosyalist Yugoslavya’ya bağlı federal
bir bileşen idi.
1990’dan itibaren uluslararası arenada yaşanmaya başlanan büyük değişim
Makedon topraklarında da etkili olmuştur. Artan milliyetçi dalgalar ve
küreselleşmenin getirdiği ekonomik çöküntü sonucu Yugoslavya Sosyalist
Federal Cumhuriyeti dağılınca, diğer kurucu uluslarla birlikte
Makedonya (Vardar Makedonya’sı) da bağımsızlığını ilan etmiş ve Sırplar
ile bağlarını koparmıştır. Makedonya’nın
bağımsızlığını ilan etmesi ve Makedonya Cumhuriyeti adını kullanması,
hem Yunanistan’ı hem de Bulgaristan’ı tedirgin etmiştir. Bulgaristan ve
Yunanistan kendi toprakları içerisinde bulunan tarihi Makedonya
topraklarının da Vardar Makedonya’sı (Makedonya Cum.) katılmak
isteyebileceği kaygısına kapılarak uluslararası alanda Makedonya’ya
sıkıntılar çıkarmaya başlamışlardır. Bulgaristan, başta soğuk
bakmasına rağmen Makedonya Cumhuriyeti’ni ilk tanıyan ülke olmuş ancak
Makedon Ulusu diye bir ulusun varlığını reddetmiştir. Yunanistan
ise kendi Makedonya Bölgesi (Makedhonia) ile aynı adı taşıdığı
gerekçesiyle bu ülkeyi Makedonya Cumhuriyeti olarak tanımamış ve asla
tanımayacağını belirtmiş ülkenin isminin değiştirilmesi gerektiğini
belirtmiş, Makedonya’nın kabul ettiği bayrağı da Yunanistan’ın tarihi
ve ulusal simgesi İskender Güneşi’nin aynısı olması nedeniyle kabul
etmeyeceğini açıklamıştır. Yunanistan, Makedonya Cumhuriyeti’ni bugüne
kadar resmi ismi ile tanımamış ve bu ülkenin gerek AB Üyeliği konusunda
gerekse de diğer uluslararası örgütler bünyesinde faaliyetler yürütmesi
konusunda Makedonya Cumhuriyeti’nin önünü kesmiştir. Makedonya
Cumhuriyeti bugün her türlü uluslararası örgüte, Eski Yugoslav
Cumhuriyeti Makedonya adıyla üye olmaktadır. Bunun en büyük sebebi de
Yunanistan’dır. Halbuki, Yunanistan’ın kuzey topraklarına
Makedhonia ismi ancak 1988’de bir Başbakanlık kararnamesiyle
verilmiştir. İşte, Yunanlılar bu bölgenin ismi ve hatırlattığı tarih
nedeniyle bağımsız bir ülkenin isminin değiştirilmesini istemektedirler.
Ülkemiz ise bağımsızlığını ilan ettiği tarihten beri Makedonya’nın
yaşaması ve gelişmesi için her türlü desteği vermiş ve bu ülkeyi
Makedonya Cumhuriyeti resmi ismiyle tanımıştır.
Makedonya Cumhuriyeti, büyük çaplı ekonomik ve siyasi sorunlara
sahip olmasına rağmen Balkanlar’da demokrasinin ve azınlık haklarına
saygının en gelişmiş olduğu ülkelerden biridir. Ülkede
Makedonların dışında Arnavutlar, Türkler, Torbeşler, Sırplar ve
Romanlar da yaşamaktadır. Nüfusun %55-60’ını Makedonlar oluştururken,
%35’lik kısım ise Arnavutlardan oluşur. Geri kalan %10’u da Türkler,
Romanlar ve Müslüman Makedonlar (Torbeşler) ile Sırplar oluşturur.
Ülkenin anayasası Avrupa’da azınlık haklarının en iyi ifade bulduğu
belgelerden biri olmasına rağmen işleyişte önemli problemler
yaşanmaktadır. Özellikle Makedonlar ve Arnavutlar arasında yaşanan gerginlik birçok defa silahlı çatışmaya dönüşmüştür. Arnavutlar;
Makedonya’da haklarının verilmediğini ileri sürerek Makedon Devleti’ni
suçlamakta ve Makedonya’nın Arnavutluk ile Kosova’ya komşu
topraklarında özerk bir Arnavut Bölgesi oluşturulmasını
istemektedirler. Diğer etnik gruplar ise Arnavutlara göre oldukça
sessizdirler. Arnavutların Makedonya’da federal bir yapı öngörmesi,
Makedonlar tarafından Arnavutların ayrılıkçı isteklerinin açık bir
ifadesi olarak görülmektedir. Arnavutların uzlaşmaz tavrı Makedon
Milliyetçiliği’ni de ön plana çıkarmakta ve kılıçlar sürekli olarak
çekili durmaktadır.
Makedonya, AB ve NATO’ya üyelik için görüşmelerini sürdürmektedir.
Ancak, Yunanistan’ın uzlaşmaz tavrı nedeniyle her iki kuruluşa da üye
olamamaktadır. Aslında, Makedonya Cumhuriyeti 2,3 milyonluk nüfusu ve
küçük ekonomisi ile AB’ye çok rahatlıkla üye olabilir. Ancak,
söylediğimiz gibi önce Yunan engelini aşmak zorundadır. Bir de
Arnavutlar ile Makedonlar arasındaki gerginliğin son bulması ve makul
bir çözümün bulunması gerekmektedir. Türkiye-Makedonya
İlişkileri günümüzde de dostane bir şekilde sürmektedir. Makedonlar,
Yunanlılara karşı Türkiye’yi bir denge unsuru olarak gördükleri için
ülkemiz ile ilişkilerinin her zaman iyi olmasından yanadırlar. Tabii,
Makedonya’da bulunan Türk azınlığın sorun çıkarmaması ve ülkenin
gelişimine katkı sağlaması da iyi ilişkilerin sürmesinin bir diğer
nedenidir.
Makedonya’da geçtiğimiz günlerde yapılan parlamento seçimlerini Nikola
Gruevski liderliğindeki Muhafazakar Parti kazanırken, seçimler yine
şiddet olaylarına sahne oldu. Arnavutların çoğunlukta olduğu bölgelerde
yaşanan olaylarda 1 kişi ölürken, birçok kişi de yaralandı. Ayrıca
seçim büroları da yağmalandı. 20’yi aşkın seçim bölgesinde seçimlerin
tekrarlanması bekleniyor. Çıkan olayların sebebi ise Arnavut
Partileri’nin birbirleriyle yaşadıkları sorunlar ve yine bazı
milliyetçi Arnavutlar ile Makedonların kargaşa çıkarması olarak
görünüyor. AB ve NATO yolunda önemli adımlar atan bu ülkenin demokratik
ve adil koşullar altında gerçekleştirmesi gereken seçimlerde sorunlar
yaşanması AB Yetkilileri’nin de dikkatini çekti ve seçimlerin ardından
sert açıklamalar da gecikmedi.
Makedonya, gelişimini sürdürmesine rağmen önünde yığılı bulunan
sorunları aşamazsa etnik milliyetçiliğin başrolde olacağı iç çatışmalar
içerisine sürüklenebilir. Özellikle,
Arnavut-Makedon Çatışması bu genç cumhuriyetin sonunu getirebilir. Bu
nedenle, Türkiye’nin arabuluculuğu ve AB üyeliği çıpası Makedonya’nın
geleceğini hazırlayacak en önemli faktörler olacak.
Göktürk TÜYSÜZOĞLU
|
Yorumla
2008-06-2908:09:15 Artık Yunanistan'ın bu yayılımcı politikayı bırakıp mantıklı kararlar vermesi gerkiyor.Makedonya'yı tanımaması demek sınırı ötesinde her an bir tehdit ile karşı karşıya kalması demektir.Kişi başına düşen milli gelirin 47.500 Dolar olduğu Makedonya nüfusunu artırır ve şu an aktif halde olan askeri gücünü katlarsa Yunanistan için büyük bir tehdit haline gelebilir.Malum Türkiye ile arası iyi makedonya böyle b
ir durumda Yunanişstanı çok rahat sıkıştırabilir.En azından diğer ülkelerden yardım gelene kadar birçok bölgeyi mağlup edebilir.Eğer biraz aklı varsa Yunanistan bu ülkeyle uğraşmayı bırakır diye düşünüyorum.