Bir Devlet, İki Ayrılıkçı Hareket: Gürcistan E-posta
Üye Değerlendirme: / 1
Kötüİyi 
http://siyasetkulubu.com/resimyukle/resimler/e711cd814c448194a8a580a22f6824b6.jpgSSCB’nin dağılmasının ardından Güney Kafkasya’da bağımsızlığını ilan eden 3 devletten biri olan Gürcistan, 1990’ların başından beri çok ciddi bir ayrılıkçılık tehlikesiyle karşı karşıyadır. Gürcistan topraklarının kuzeyinde yer alan Abhazya Bölgesi ile Gürcistan’ın doğusu ve kuzeydoğusunda uzanan Güney Osetya Bölgesi, Gürcistan’dan ayrılmanın ve kendi geleceklerini

bağımsızlık temelinde oluşturmanın peşindedirler.

Hem Abhazya hem de Güney Osetya, Sovyetler Birliği tarafından Gürcistan Federe Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmış birer özerk bölge idiler. Sovyetler, bu idari düzenlemeyi yaparken ülke içerisinde çok fazla etnik cumhuriyet yaratmama prensibini izlemiş ve idari bakımdan sıkıntı yaşamamak gerekçesini de ortaya koymuştu. Aslında, ne Abhazya ne de Güney Osetya Gürcistan ile etnik ve kültürel bağlara sahip değildi. Abhazya’nın nüfusunun çok büyük bir kısmını etnik Abhazlar ve Ruslar oluştururken, az miktarda da Gürcü nüfus bulunmaktaydı. Güney Osetya ise, aslında Kuzey Osetya ile birlikte büyük bir Osetya Bölgesi oluşturuyordu. Ancak, Sovyetler; Osetya’yı bölerek bu bölgenin ileride ortaya koyabileceği ayrılıkçı istekleri önlemeye çalışmıştır. Sovyetler, Güney Osetya’yı, Gürcistan Federe Sosyalist Cumhuriyeti’nin bir özerk bölgesi olarak ilan ederken; Kuzey Osetya’yı merkezi yönetime bağlı bir bölge haline getirmişlerdir. SSCB dağıldıktan sonra, doğal olarak Güney Osetya Gürcistan topraklarına bağlı kalırken, onun doğal uzantısı olan etnik ve dini açıdan aynı karakteristiğe sahip Kuzey Osetya, Rusya Federasyonu topraklarında kalmıştır.

1990 sonrası Gürcistan bağımsız olunca, Abhazya ve Güney Osetya da kendi geleceklerini belirleme kaygısı içerisine girmişler ve BM Sözleşmesi’ne aykırı olmasına rağmen, self-determinasyon (kendi geleceğini belirleme) hakkına sahip olduklarını iddia ederek bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Onların bu hareketi BM Sözleşmesi’nde yerini bulan devletlerin toprak bütünlüğü ilkesine aykırıdır. BM, sadece eski sömürge ülkelerine kendi geleceğini belirleme hakkı vermiştir. Bu ülkeler de bilindiği gibi Asya ve Afrika’daki şimdinin bağımsız devletleridir. BM Sözleşmesi, bir ülkeden ayrılıp bağımsız devlet kurabilmek için, o ülkenin buna izin vermesi gerektiğini belirtmektedir. Yani, bu ayrılık ancak barışçı olması halinde mümkün olabilecektir. Ancak, bilindiği gibi Gürcistan bu bölgelerin kendisinden ayrılmasına izin vermemiş ve bu bölgelerin Gürcistan’a bağlı özerk bölgeler olarak kalacağını ilan etmiştir. Taraflar pozisyonlarından taviz vermeyince Gürcistan Ordusu ile özerk bölgeler arasında iç savaş çıkmış ve bu iç savaş 1990’ların ilk yarısına damgasını vurmuştur. Sonuçta, Gürcü Ordusu her iki bölgede de başarısızlığa uğramış ve buralardan çekilmiştir. Hem Abhazya, hem de Güney Osetya bugün tamamıyla bağımsız bir şekilde kendi kendilerini yönetmektedirler. Kendilerine ait hükümetleri, silahlı kuvvetleri ve dış politikaları vardır. Ancak, bu bölgeler uluslararası alanda tanınmamaktadırlar ve haritada Gürcistan toprakları içerisinde gösterilmektedirler.

Son zamanlarda bu 2 bölge nedeniyle Gürcistan-Rusya İlişkileri gerilmiştir. Rusya, Gürcistan’da yaşanan iç savaş sonrası bölgeye barış gücü askeri göndermiş ve belirli üsler elde ederek iki taraf arasındaki savaşın durmasına etki etmişti. Ancak, son zamanlarda Rusya ile Gürcistan arasındaki ilişkiler hiç iyi görünmüyordu. Rusya, Batılı güçlerle ittifak yapmasını istemediği Gürcistan’ı, Abhazya ve Güney Osetya’ya ekonomik, siyasi ve askeri destek vererek uyarmaktadır. Bilindiği gibi Gürcistan, özellikle Eduard Shevardnadze’yi renkli bir devrim ile alt ederek iktidara gelen Mikhail Saakaşvili önderliğinde yönünü Batı’ya dönmüş ve ABD ile AB’yi, Gürcistan’ın yeni dönemdeki müttefikleri ilan etmiştir. 2008 başında 2.kez cumhurbaşkanı seçilerek koltuğunu sağlamlaştıran Saakaşvili, ülkesini NATO’nun güvenlik kalkanı içerisine almaya çalışmaktadır. Böylelikle, Gürcistan’ı Rusya tehlikesinden kurtaracağına inanmaktadır. Rusya ise Karadeniz kıyısında çok önemli bir stratejik konuma sahip olan ve Orta Asya’ya açılan yolların kavşağında bulunan Gürcistan’ı ABD’ye kaptırmak istememektedir. Bu nedenle, Gürcistan’ı tehdit etmek için ekonomik ve siyasi şantajlara başvurmaktadır. Önceleri, şarap ihracatına kota, Gürcü işçilere vize verilmemesi, Gürcistan-Rusya Uçuşları’nın durdurulması gibi hareketlerle başlayan tehdit dalgası, son zamanlarda tamamıyla Gürcistan içerisindeki ayrılıkçı bölgelere destek şekline dönüşmüştür. Rusya, Gürcistan’ın NATO’ya alınması halinde Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsızlıklarını tanıyacağını açıklamış ve buna hukuki emsal olarak da Kosova’nın bağımsızlığını göstermiştir. Bilindiği gibi Kosova, Sırbistan’ın izin vermemesine rağmen, uluslararası hukuka aykırı şekilde bağımsız olmuştur.

Rusya’nın çok ciddi boyutlara varan bu tehditlerinden sonra, NATO Gürcistan’ı ve Rusya ile çok ciddi sorunlar yaşayan Ukrayna’yı şimdilik kendisine bağlamamayı tercih etmiştir. Rusya da bunu görünce, Gürcistan üzerindeki ekonomik ve siyasi baskısını biraz olsun zayıflatmıştır.

Ancak, yine de bu 2 devlet arasındaki sorunlar çözülememiştir. Son zamanlarda Rusya’nın Abhazya ve Güney Osetya’ya verdiği desteğin artması, Rus Ordusu’nun Abhazya’daki askeri üste konuşlu bulunan asker sayısını arttıracağını açıklaması ve Gürcistan’ın bunu toprak bütünlüğüne saldırı ve bir işgal girişimi olarak değerlendirmesi neticesinde Kafkaslar’da ortam iyice gerilmiştir. Geçtiğimiz günlerde Abhazya üzerinde uçuş yapan insansız bir Gürcü casus uçağının düşürülmesi de ilişkileri adeta ateşe atmış ve karşılıklı atışmaların yaşanmasına yol açmıştır. Hatta, Gürcistan Cumhurbaşkanı Saakaşvili bu olay sonrasında Rusya ile bir savaş ihtimalinden dahi söz etmiştir.

Anlaşıldığı kadarıyla Gürcistan’daki sorunlar da küresel liderlik mücadelesinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Gürcistan’da Rusya ile restleşen aslında Gürcü Yönetimi değil, ABD’dir. Çünkü, Gürcistan’ın kendi imkanları ile Rusya’ya karşı koyması imkansızdır. Gürcistan, Kafkaslar’da ABD’nin kuklası haline gelmiş durumdadır. ABD, ayrıca Türkiye’yi de Gürcistan’a destek vermeye iterek, Rusya-Türkiye İlişkileri’ni germeye çalışmaktadır. Dışişleri Bakanlığı’nın Kafkaslar’da yaşanabilecek muhtemel bir savaşta nasıl bir politika izleyeceğini şimdiden düşünmesi ve tam bağımsız dış politikanın gereklerine uyacak planlar hazırlaması gerekmektedir.

 
Göktürk TÜYSÜZOĞLU 

 

Yorum ekle

< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Ana Menü

Köşe Yazıları
Forum
İletişim
Bağlantılar
Hakkımızda
Kurallarımız
Ziyaretçi Defteri
Ders Notları
Bizi Tavsiye Edin
Editör Aranıyor

Anketler

Seçimlerden sonraki tabloyu nasıl buluyorsunuz?
 
AKP bir seçim olsa % Kaç oy alır?
 
Yerel Seçimlerde Hangi Partiye Oy Vereceksiniz?
 
Sitemizi ziyaret etme sıklığınız?
 
AKP kapatılmalı mı?
 

İstatistikler

Bugün28
Haftalık269
Aylık2073
Toplam39587